KAŞ'TA UÇMAK HAKKINDA HER ŞEY!
Kaş’a gelmişken yapılabilecek en heyecan verici aktivitelerden birisi uçmak tabii ki! Daha önce gelenler Kaş semalarında süzülen rengârenk paraşütlere şahit olmuşlardır mutlaka. Fly Lycia’nın, her biri uluslararası sertifikaya sahip deneyimli pilotları oturuyor işte o paraşütlerin koltuğunda.

Kaş’a gelmişken yapılabilecek en heyecan verici aktivitelerden birisi uçmak tabii ki! Daha önce gelenler Kaş semalarında süzülen rengârenk paraşütlere şahit olmuşlardır mutlaka. Fly Lycia’nın, her biri uluslararası sertifikaya sahip deneyimli pilotları oturuyor işte o paraşütlerin koltuğunda. Pilotu ve yolcuyu beraber taşımak üzere dizayn edilmiş kanatlar bunlar; adına da tandem yamaç paraşütü deniyor. Tüm işi sırtınızı yasladığınız pilot yaparken, size sadece manzarayı izlemek ve uçmanın keyfini sürmek kalıyor. Kendini 650 metreden aşağıya bırakmak ve gökyüzünde süzülürken Akdeniz’in bu eşsiz güzellikteki kıyılarını izlemek, unutulmaz bir deneyim olarak yer ediniyor insanın hayatında.

FLY LYCIA’nın kurucuları Sinan Demirtaş, Figen Akyıldız ve Cenk Pekşen ile tanışın.

Fly Lycia’nın nasıl kurulduğundan başlayalım mı…
Burayı kurmadan önce Naturablue’da birlikte çalışıyorduk biz. Bağımsızlaşmak istedik bir süre sonra. Kendi işimizi yapalım, kendi ayaklarımızın üzerinde duralım istedik. Olur mu, olmaz mı, risk alalım mı, almayalım mı derken… bir baktık ofisi tutmuşuz. 4. senemizdeyiz, çok da memnunuz kararımızdan.

Daha önce hiç uçmamış okurlarımız için anlatır mısınız… Sizinle uçmaya gelen birini nasıl bir yolculuk, deneyim bekliyor?
Uçmaya karar verdikleri zaman bizden randevu alıyorlar ve önceden belirlediğimiz bir saatte ofiste buluşuyoruz. Araçla, yaklaşık yarım saat süren bir yolculuğun ardından 650 metre yükseklikte, Asaş Dağı’nın eteklerinde bulunan kalkış pistimize ulaşıyoruz. Burada yolcumuza uçuşla ilgili gereken brifingi veriyoruz önce. Ardından hazırlıklar tamamlanıyor ve pilot ile birlikte tandeme bağlanıyorlar; artık uçuşa hazırlar… Pilotla beraber atacakları 1-2 adımdan sonra ayakları yerden kesiliyor ve birkaç saniye içinde kendilerini gökyüzünde süzülürken buluyorlar. Nasıl bir deneyim olduğunu anlatmak zor. Uçmak, aşık olunacak bir his. Bizim için işin en güzel yanı, insanların yüzlerindeki o mutluluğu, gülümsemeyi, heyecanı görmek. Uçmayı ilk kez deneyimleyen insanların keyiflerine ortak olmak. Yıllardır uçuyor olmak değil de, o anı paylaşmak güzel olan, motivasyonumuzu sağlayan… Yoksa yapılabilecek bir iş değil, zor gerçekten.

Ne kadar kalıyorsunuz gökyüzünde?
Hava koşullarına bağlı olarak ortalama 20-30 dakika sürüyor uçuşlarımız. Kaş Limanı’na yapılan yumuşak bir inişle de sona eriyor. İniş sırasında tek yapılması gereken ise pilot söylediğinde ayağa kalkmak oluyor o kadar.

Uçuş öncesinde herhangi bir hazırlık yapmaları gerekiyor mu peki?
Hayır, hiçbir şey yapmaları gerekmiyor. Gelirken kapalı bir ayakkabı giymeleri yeterli.

Herkes uçabilir mi?
Ağır bir sağlık sorunu olmayan herkes yamaç paraşütü yapabilir. Uçuşta yaş sınırımız yok. Ancak kilo sınırımız var. 20 kiloyla 110 kilo arası her yaştan insan bizimle güvenli bir şekilde uçabilir.

Ne kadar ödeniyor peki uçuş için?
350 lira. Uçuş sırasında fotoğraf ve video çekiliyor, arzu ederlerse 100 lira karşılığında fotoğraf ve videoları da alabiliyorlar.

Siz nasıl başladınız uçmaya?
Cenk:
Benim kökenim dağcılık, “Dağdan uçmak nasıl olur?”u merak etmekle başladım diyebilirim. Bazı dağcı arkadaşlarım yamaç paraşütüne başladılar, sonra beni de çağırdılar, zaten dağ tutkunuyum, üzerine uçmak da eklenince, aşık olduğum şey mesleğime dönüştü. Bu da işin en güzel kısmı.

Sinan: Ben de tırmanışla başladım; ama zaten tırmanış, dağcılık ya da kayak fark etmez, doğa sporlarının birine bulaştığın zaman hepsini denemek istiyorsun. Aynı hissin farklı tatlarını deneme arzusu diyebiliriz buna. Uçuşa da öyle başladım. İnsanlar zaten bunu sadece iş olarak yapmadığımızı bizi görür görmez anlıyorlar, uçuşa çıkarken dahi yüzümüz gülüyor. Çünkü uçmaya gidiyoruz, yapılabilecek en güzel şeyi yapmaya gidiyoruz. Sadece para kazanmak için uçmadığımızı anladıklarında da kendi deneyimlerine ortak olma konusunda bize koşulsuz güveniyorlar.

Kaş’a geliş hikâyeniz nasıl peki?
Cenk:
Benimki tamamen şans, daha önceden bildiğim, ileride yaşarım dediğim bir yer değildi Kaş. Yamaç paraşütüne başladığımız zamanlarda burada Bandırmalı bir arkadaşımız vardı, yamaç paraşütü yapmak için çağırdı, öyle geldim. Şansa oldu, geldim ve yaşamaya başladım.

Sinan: Ben tırmanış, dağcılık ve dalışla ilgilenirken Olimpos’ta bir doğa sporları okulunda çalışmaya ve orada yaşamaya başladım. Kaş’a tatile geliyorduk hep. Cenk’in bahsettiği arkadaşla tanıştık bu sırada ve o vesileyle 2008’de Olimpos’u bırakıp Kaş’a geldim. Benim için çok kolaydı, şehri bırakıp gelmedim çünkü.

Sen nasıl bulaştın Figen bu uçuş işlerine? Kaş’a nasıl geldin?
Figen:
Ben ilk kez 1985’te geldim Kaş’a ve aşık oldum. Her tatilde gelip buraya yerleşeceğim diyordum. İş hayatım biraz karışıktı, önceleri gazetecilik yapıyordum, spor muhabirliğiyle başlayıp gazetenin çeşitli birimlerinde çalıştım. Sonra özel bir şirkette 15 yıl geçirdim, ardından da kendi işimi kurdum. İthalat yapıyordum. İşlerimin kötü gittiği, hayattan bunaldığım bir dönemde topladım her şeyimi Kaş’a geldim. Evimi, arabamı, şirketimi her şeyimi sattım. Buraya geldiğimde yamaç paraşütü yapmıştım Naturablue’da ve bayılmıştım. Bir gün meydanda kafede oturuyorduk arkadaşlarla, “Yamaç paraşütü yapmak ne güzel, keşke hep uçabileceğim bir işim olsa” derken, yan masadan birisi dönüp (Uğur Yavaş) gel bizimle çalış dedi. Naturablue’nun ofisinde çalışmaya başladım böylece.

Memnun musunuz peki hayatınızdan? Pek çok insanın hayalinde şehirden kaçıp küçük bir sahil kasabasına yerleşmek var. Öyle dışarıdan göründüğü gibi toz pembe mi burada hayat?
Figen:
Dışarıdan çok güzel görünüyor. Biraz sizinle de, beklentilerinizle de alakalı. Küçük bir kasabaya yerleşeyim ama şehirdeki tüm alışkanlıklarımı da beraberimde getireyim derseniz mutsuz olursunuz. Artıları/eksileri değerlendirip karar vermek gerekiyor. Ben 10 yıldır buradayım hiç pişman olmadım. İstanbul’a artık tatillerde bile gitmek istemiyorum. Bir diğer konu da; emekli maaşımla geçinirim diye düşünmenin pek gerçekçi olmayışı. Mutlaka bir geliriniz olmalı. Burada sezon 6 ay, 6 ay iş yapıyoruz, 6 ay yapmıyoruz, yazın kazandığınızı kış için kenara koymanız gerekiyor. Diğer yandan kışın 6 ay hiçbir şey yapmadan burada kalmak da sıkıcı, biraz uzaklaşmak gerekiyor. Ama yazın kazandığınız kışın gezmeye yeterli olmadığında kışın da buraya bağlı kalıyorsunuz, o zaman ne yapacağınız önemli. Bütün bunları göz önünde bulundurmak gerek.

Sinan: Şöyle de bir şey var, ben küçük bir yerden geldiğim için zorlanmadım mesela ama 35 yaşına kadar şehir hayatı yaşayıp sonra buraya taşınan biri zorlanabilir. Hem küçük ve sakin bir hayat sürmek isteyip hem de şehirde yaşamanın getirdiği olanakları arzuladığınızda mutsuz oluyorsunuz, öncelikle küçük yerde yaşamaya uygun bir kişiliğe sahip olmanız gerekiyor. Yoksa burası size sıkıcı da gelebilir. Mesela burada neredeyse herkes birbirini tanır, herkes her şeyi bilir, siz herhangi bir şey yapmayı daha aklınızdan geçirirken bile duyulur, bunları göze almak gerek.

dejavu

Sen DJ’lik de yapıyorsun diye biliyorum Sinan. Kaş’ın gece hayatından söz edelim mi biraz da?
Kaş’ın gece hayatı, gördüğüm en nevi şahsına münhasır gece hayatı. Burası ilk önce meyhaneleriyle ünlü, acayip bir meyhane ve rakı kültürü var. Ayrıca oldukça kaliteli bir müzik dünyası var, çok iyi rock barlar ve caz barlar var. Elektro müzik içinse gördüğüm en tatmin edici yerlerden biri diyebilirim. Akdeniz sahillerinde görmeye alışık olunduğu türden bir gece hayatı yok, diskolar, köpük partileri, pop müzik yok burada. Rock, caz ve elektro müziğin kalitelisini dinleyebilirsiniz Kaş’ta.

Sen nerede çalıyorsun, neler çalıyorsun?
Birkaç farklı yer var çaldığım, en çok Denizaltı Teras’ta underground elektro müzik, tekno ve tech house çalıyorum. Rebel diye bir mekân var ayrıca, orada da rock müzik alt yapısı olan parçalar çalıyorum.

Tatilcilere öneride bulunalım mı biraz da… En güzel günbatımı izlenecek yer neresi sizce?
Dejavu.

Peki denize girilecek en güzel plaj/koy?
Vira var Marina tarafında. Aquarius var bir de Yarımada’da. Sakin yerler tabi bunlar. Burada yaşayanlar sakinlik arıyoruz çoğunlukla. Ama tatile geldik eğlenelim istiyoruz derseniz Derya Beach’i hiç tereddüt etmeden önerebiliriz. Çalışanları, ortamı, yemekleri, kokteylleri ve müzik her zaman çok güzeldir, keyifle vakit geçirebileceğiniz bir yerdir.

Yamaç paraşütünden sonra mutlaka yapılması gereken aktivite nedir?
Ergun Kaptan ile tekne turu. Ve tabii ki dalış yapılmalı. Kaş, sualtı güzellikleri konusunda dünyanın sayılı noktalarından birisi.

zinan
Uçmak isteyenler hemen tıklasın; www.flylycia.com

Related Posts

Leave a comment